‘Aferin’in Ötesinde Bir İletişim: Çocuğunuzun Çabasını ‘Seninle Gurur Duyuyorum’ Diyerek Taçlandırın

Ebeveynlik yolculuğunda dilimiz, çocuğumuzun karakterini şekillendiren en güçlü araçlardan biridir. Günlük hayatın koşuşturmacasında, onların başarılarını ve olumlu davranışlarını takdir etmek için sıkça başvurduğumuz bir kelime var: "Aferin." Peki, bu iki hecelik kelimenin ardında yatan mesajı hiç düşündünüz mü? Bir resmi bitirdiğinde, ödevini tamamladığında veya yüksek bir not aldığında dilimizden dökülen bu basit takdir, aslında bir sonuç onayıdır. Çocuğumuza farkında olmadan "Önemli olan başarmandır" mesajını verir. Oysa gelişim, başarılardan çok, o başarıya giden yolda gösterilen çabada, sabırda ve azimde saklıdır. İşte bu noktada, iletişim köprülerimizi daha sağlam kurmamızı sağlayacak sihirli bir cümle devreye giriyor: "Seninle gurur duyuyorum."

"Aferin," dışsal bir motivasyon kaynağıdır. Çocuğu, başkalarının onayını aramaya ve sevgiyi performansa dayalı bir kazanım olarak görmeye yöneltebilir. Bir süre sonra çocuklar, sadece "aferin" alacakları işlere yönelip, başarısız olma riskini taşıyan yeni denemelerden kaçınabilirler. Çünkü onlar için değerli olan şey denemek değil, o onayı almaktır. Öte yandan "Seninle gurur duyuyorum" ifadesi, içsel bir yankı uyandırır. Bu cümle, bir sonuçtan bağımsız olarak, çocuğun kişisel niteliklerine odaklanır. Onun çabasını, direncini, karşılaştığı zorluklara rağmen pes etmeyişini gördüğünüzü ve takdir ettiğinizi anlatır. Bu, "Seni, sen olduğun için; çaban ve azmin için değerli buluyorum" demenin en samimi yoludur.

Örneğin, çocuğunuzun saatlerce uğraşıp yaptığı bir yapbozun son parçası yerine oturduğunda "Aferin, bitirdin!" demek yerine, bir adım geri atıp süreci düşünün. Belki de doğru parçayı bulmak için defalarca deneme yaptı, sıkıldığı anlarda bile sabretti. İşte o zaman, "Bu yapbozun zor parçaları karşısında gösterdiğin sabır ve dikkatten dolayı seninle gurur duyuyorum" demek, onun sadece sonucunu değil, karakterini de onurlandırdığınızı gösterir. Bu yaklaşım, çocuğa başarısızlığın da sürecin doğal bir parçası olduğunu öğretir. Çünkü takdir edilen şey sonuç değil, deneme cesaretidir. Böylece çocuk, hata yapmaktan korkmaz ve zorluklar karşısında daha dirençli hale gelir. Bu, ona hayat boyu rehberlik edecek bir içsel motivasyon ve öz-şefkat kazandırır.

Bu iletişim biçimi, ebeveyn ve çocuk arasındaki bağı da derinleştirir. Çocuğunuz, sizin tarafınızdan sadece başarılarıyla değil, tüm süreciyle "görüldüğünü" ve anlaşıldığını hisseder. Bu, onun duygusal zekâsının gelişimine paha biçilmez bir katkı sağlar. Ebeveyn olarak bizim görevimiz, onların her adımını alkışlamak değil, yürüdükleri yolda onlara eşlik ettiğimizi ve en çok da çabalarını yürekten takdir ettiğimizi hissettirmektir. Bu konuda sizin deneyimleriniz ve düşünceleriniz de bizim için çok kıymetli. Düşüncelerinizi mail adresimizden cguhasiptekin@gmail.com aracılığıyla bizimle paylaşabilirsiniz. Unutmayın, dilimizdeki bu küçük ama anlamlı değişiklik, çocuğumuzun kendine olan inancını ve hayata karşı duruşunu ömür boyu şekillendirecek bir güce sahiptir.

KVKK Uyarısı: Gönderilen mailler KVKK’ya uygun şekilde paylaşılmayacak, paylaşılmasını istediğiniz durumlarda lütfen ayrıca belirtiniz.

Öğretmenlere Not: Bu süreç odaklı takdir yaklaşımı, sınıf içinde de muazzam farklar yaratabilir. Öğrencilerin notlarını değil, gelişim süreçlerini ve gösterdikleri çabayı takdir etmek, öğrenme motivasyonlarını kalıcı olarak artıracaktır.