Günün birinde, sırf arkadaşınız ısrar etti diye aslında hiç istemediğiniz bir filme gittiğiniz oldu mu? Ya da iş yerinde size ait olmayan bir sorumluluğu, reddederseniz kötü görüneceğinizi düşündüğünüz için üstlendiniz mi? Hepimiz bu anları yaşadık: Başkalarını memnun etme, uyumlu olma ve sevilme arzusuyla kendi iç sesimizi kıstığımız o anları... Peki, bu basit "evet"lerin ardında kendimize ne kadar büyük bir "hayır" dediğimizi hiç düşündük mü? Bu yazı, o sihirli ve çoğu zaman korkutucu kelime olan "hayır"ın aslında karakterimizi nasıl inşa ettiğini ve değerlerimizi nasıl koruduğunu anlatıyor.
İnsan sosyal bir varlıktır ve doğası gereği bir gruba ait olmak, kabul görmek ister. Reddedilme korkusu, evrimsel kodlarımıza işlemiş en temel korkulardan biridir. "Hayır" dediğimizde; karşımızdakini hayal kırıklığına uğratma, çatışma yaratma veya bencil olarak etiketlenme riskiyle yüzleşiriz. Özellikle çocukluktan itibaren "iyi çocuk", "uyumlu insan" olma yönünde telkinlerle büyüdüysek, kendi ihtiyaçlarımızı başkalarınınkinin gerisine koymak köklü bir alışkanlık haline gelir. "Evet" demek anlık uyumu sağlayan kolay yoldur; ancak bu kolay yolun faturası kendi benliğimizden ödenir. Sürekli başkalarını memnun etmek adına "evet" demek; zamanla tükenmişliğe, içsel bir öfkeye ve en önemlisi kendimize olan öz saygımızı yitirmemize yol açar.
Toplumun genellikle olumsuz bir çerçeveye oturttuğu "hayır" kelimesi, aslında dünyanın en yapıcı eylemlerinden biridir. Bir şeye "hayır" dediğinizde, aynı anda başka bir şeye "evet" demiş olursunuz. İstemediğiniz bir daveti geri çevirdiğinizde dinlenmeye; üstünüze vazife olmayan bir işi reddettiğinizde zihinsel sağlığınıza ve enerjinize "evet" dersiniz. Dolayısıyla bu tavır bir yıkım değil, sağlıklı bir inşa eylemidir. "Hayır" demek bencillik değildir; kendi sınırlarımızı çizdiğimiz, değerlerimizi koruduğumuz ve kendimize "Senin ihtiyaçların ve duyguların da önemli" dediğimiz cesur bir öz saygı duruşudur.
Değerlerimizi düşünelim: Dürüstlük, adalet, huzur, aile... Sınırlarımız yoksa, bu değerler dış etkenler tarafından kolayca ihlal edilir. Yaşamında "huzur" isteyen biri, sürekli kendisini tüketen durumlara "evet" diyorsa o değeri koruyamaz. Sınırlar değerlerimizi koruyan görünmez kalelerdir; "hayır" demek ise o kalenin kapısında durup hayatımıza kimi ve neyi alacağımızı belirleme gücüdür. Bu gücü kullanmaya başladığınızda çevrenizdekiler de size ona göre yaklaşmayı öğrenir. Unutmayın, varlığınıza gerçekten değer verenler, çizdiğiniz sınırlara da saygı gösterecektir.
Eğer sınır koymak sizin için zorsa maratona deparla başlamak zorunda değilsiniz. Restoranda beğenmediğiniz bir tabağı geri göndermek ya da mağazada satış görevlisine "Sadece bakıyorum, teşekkürler" diyebilmek gibi küçük adımlarla bu kasınızı güçlendirin. Zamanla kendi doğrularınızı savunmak çok daha doğal hale gelecektir. "İstemiyorum" diyebilmek bir kabalık ya da zayıflık belirtisi değil; ne istediğini ve sınırlarını çok iyi bilen olgun bir bireyin en berrak ifadesidir. Kendi iç sesinize kulak verin ve gerektiğinde o özgürleştirici kelimeyi kullanmaktan çekinmeyin. Düşüncelerinizi mail adresimiz poffypuf@gmail.com aracılığıyla bizimle paylaşabilirsiniz.
Gönderilen mailler KVKK’ya uygun şekilde paylaşılmayacak, paylaşılmasını istediğiniz durumlarda lütfen ayrıca belirtiniz.
Ebeveynlere Not: Çocuğunuzun makul istek ve durumlara "hayır" deme hakkına saygı gösterin. Bu, onların kendi kişisel sınırlarını tanımalarını ve yetişkinlikte başkalarının sınırlarına da saygı duymalarını sağlayan en temel pedagojik kazanımdır.