Günümüz dünyasında ebeveynler, adeta görünmez bir baskı altında yaşıyor. Sosyal medyadaki kusursuz aile tabloları, her anı dolu dolu geçiren ebeveyn-çocuk aktiviteleri ve "doğru ebeveynlik" üzerine yazılmış yüzlerce kitap... Tüm bu bilgi akışı, iyi niyetli bir rehber olmaktan çıkıp, omuzlarımızda taşıdığımız ağır bir mükemmeliyetçilik yüküne dönüşebiliyor. "Asla bağırmamalıyım", "Her öğünü organik olmalı", "Her sorusuna bilgece cevaplar vermeliyim" gibi iç sesler, ebeveynliğin doğal akışını bir performans kaygısına çeviriyor. Oysa durup bir an düşünelim: Çocuklarımızın bizden gerçekten beklediği bu mu? Mükemmel, hatasız, her an kontrollü bir robot mu, yoksa duygularıyla, hatalarıyla, sevinçleri ve yorgunluklarıyla var olan "gerçek" bir insan mı? Çocuklar, bağ kurabilecekleri, rol model alabilecekleri ve düştüklerinde onlara nasıl kalkılacağını gösteren otantik bir rehbere ihtiyaç duyar.
Ebeveynlik bir varış noktası değil, inişleri ve çıkışlarıyla bir yolculuktur. Bu yolculukta hata yapmak kaçınılmazdır ve aslında sanıldığının aksine çok değerlidir. Bir anlık sabırsızlıkla sesinizi yükselttiğinizde ve sonrasında çocuğunuzun gözlerinin içine bakarak, "Sana sesimi yükselttiğim için üzgünüm, yorgun hissetmiştim ama bu doğru bir davranış değildi" dediğinizde, ona öfke kontrolünden ve sorumluluk almaktan çok daha fazlasını öğretirsiniz. Ona insan olmanın ne demek olduğunu, herkesin hata yapabileceğini ve asıl meselenin bu hataları onarmak için çaba göstermek olduğunu somut biçimde gösterirsiniz. Mükemmeliyetçilik maskesi, bu değerli öğrenme anlarını bizden çalar. O maskenin ardında, çocuklarımızla aramızda görünmez bir duvar öreriz. Oysa bizim en büyük gücümüz, kusurlarımızla barışık olmamız ve bu halimizle çocuklarımıza koşulsuz sevgi sunabilmemizdir.
Bu baskıdan kurtulmanın ilk adımı, kendimize karşı daha şefkatli olmaktır. Kendi sınırlarımızı tanımak, yorulduğumuzda mola istemek, her şeyi bilmek zorunda olmadığımızı kabul etmek bir zayıflık değil; aksine bir öz farkındalık ve güç göstergesidir. Unutmayın, çocuğunuz hazırladığınız kusursuz sofrayı değil, o sofrada kurulan samimi sohbeti; her şeyi bilen bir otoriteyi değil, "Bunu ben de bilmiyorum, gel birlikte araştıralım" diyen meraklı yol arkadaşını hatırlar. Bu yolda yalnız hissettiğinizde veya kendi deneyimlerinizi aktarmak istediğinizde unutmayın ki biz buradayız. Düşüncelerinizi mail adresimizden cguhasiptekin@gmail.com aracılığıyla bizimle paylaşabilirsiniz. Gerçeklik bağ kurdurur, mükemmeliyetçilik ise sadece mesafeyi artırır.
Gönderilen mailler KVKK’ya uygun şekilde paylaşılmayacak, paylaşılmasını istediğiniz durumlarda lütfen ayrıca belirtiniz.
Öğretmenlere Not: Bu yaklaşım sınıfta da harikalar yaratır. Öğrencilerinize her şeyi bilmediğinizi göstermek ve onlarla birlikte öğrenme yolculuğuna çıkmak, onların merakını ateşler ve öğrenme sürecini daha insani ve kalıcı hale getirir.