Okul Öncesi Eğitimde Oyunun Öğretmen Görüşlerine Göre Değerlendirilmesi

Günümüz eğitim anlayışı, bireylere salt bilgi aktarmaktan ziyade onların ilgi ve yeteneklerini geliştirmeyi, beceri kazandırmayı hedeflemektedir. Bu becerilerin kazanılmasında okul öncesi eğitim dönemi hayati bir öneme sahiptir. Çocukluk sürecinde oyun; fiziksel-psikomotor, bilişsel, dil ve sosyal-duygusal gelişim alanlarına katkı sağlayan önemli bir araç olarak görülmektedir. Bu bağlamda, Narin Bozan tarafından 2014 yılında tamamlanan "Okul Öncesi Eğitimde Oyunun Öğretmen Görüşlerine Göre Değerlendirilmesi" başlıklı yüksek lisans tezi, bu alandaki güncel bir çalışmayı sunmaktadır.

Çalışma, betimsel bir modelde yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu, 2013-2014 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır il merkezinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı 30 okulda görev yapan toplam 175 anasınıfı öğretmeni oluşturmaktadır. Bu öğretmenlerin 165'i kadın, 10'u ise erkektir. Katılımcıların yaş aralığına bakıldığında %48'inin 20-30 yaş ve altı, %40'ının 31-40 yaş arası ve %12'sinin 41 yaş ve üzeri olduğu görülmektedir. Veriler, bu çalışma için özel olarak geliştirilen "Okul Öncesi Öğretmenlerinin Oyun Etkinliklerine İlişkin Görüşlerini Belirleme Ölçeği" ve kişisel bilgi formu aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen veriler, SPSS 21.00 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir.

Araştırmanın bulgularına göre, okul öncesi eğitimde oyunun kullanımına ilişkin öğretmen görüşlerinin cinsiyet, öğrenim durumu, çalışılan yaş grubu ve sınıf mevcudu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği saptanmıştır. Bu durum; eğitim seviyesi veya cinsiyet ne olursa olsun, öğretmenlerin oyunun çocuk gelişimi ve öğrenmesindeki önemine dair benzer görüşlere sahip olduğunu düşündürmektedir. Ancak, yaş değişkenine göre anlamlı bir farklılaşma görülmüştür. 41 yaş ve üzeri öğretmenlerin, oyunun öğrenmeye ve gelişime olan etkisi konusunda daha olumlu görüşlere sahip oldukları belirlenmiştir. Bu durum, öğretmenlerin mesleki tecrübeleri arttıkça, oyunun eğitimdeki rolünün farkındalıklarının da arttığı şeklinde yorumlanabilmektedir.

Mesleki kıdem değişkeni incelendiğinde ise, oyunun öğrenmeye etkisi alt boyutunda anlamlı bir farklılaşma olduğu tespit edilmiştir. 1-5 yıl ve 21 yıl ve üzeri kıdeme sahip öğretmenlerin, oyunun öğrenme üzerindeki etkisine dair görüşlerinin diğer kıdem gruplarına göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bu, hem mesleğe yeni başlayan genç öğretmenlerin teorik bilgileri hem de deneyimli öğretmenlerin uygulamalı birikimlerinin oyunun önemini pekiştirdiği düşüncesini desteklemektedir. Kadro durumu da öğretmen görüşlerinde farklılık yaratmaktadır. Kadrolu öğretmenlerin, oyunun öğrenme ve uygulamaya etkisi konularında ücretli öğretmenlere göre daha olumlu görüşlere sahip oldukları belirlenmiştir. Bu bulgu, çalışma koşullarının öğretmenlerin eğitim yöntemlerine yaklaşımını etkileyebileceğine işaret etmektedir. Ayrıca, yardımcı personeli olan sınıflarda, öğretmenlerin oyun etkinliklerini uygulamaya dair görüşlerinin daha olumlu olduğu görülmektedir.

Bu araştırmanın sonuçları, okul öncesi eğitimin temelini oluşturan oyunun, öğretmenlerin gözünde ne kadar değerli olduğunu ortaya koymaktadır. Oyunun çocuk gelişimindeki çok yönlü faydaları göz önüne alındığında, eğitim programlarında oyun temelli yaklaşımlara daha fazla yer verilmesi, öğretmenlere bu konuda destek sunulması ve okul ortamlarının oyun için uygun hale getirilmesi önem arz etmektedir. Daha fazla deneyime sahip öğretmenlerin, yeni başlayan meslektaşlarına oyunun öğrenmeye etkisi hakkında mentorluk yapması faydalı olacaktır. Ayrıca, yardımcı personel bulundurmanın oyun etkinliklerini uygulamadaki olumlu etkisi de dikkate alınarak, bu alanda gerekli adımlar atılmalıdır.

Bu değerli çalışması için Narin Bozan’a teşekkür ederiz. Tezin tamamına www.tez.yok.gov.tr adresi üzerinden 381625 koduyla erişebilmektesiniz.