‘Beni Utandırdın’ Demenin Yıktığı Köprüler: ‘Seninleyim’ Diyerek Yeniden İnşa Etmek

Ebeveynliğin en ham, en filtresiz anlarından biridir: Kalabalık bir marketin ortasında, çocuğunuzun başlattığı bir kriz anı. Meraklı bakışlar üzerinize çevrilmişken, yanaklarınızın alev alev yandığını hissedersiniz. O an, kontrolü kaybetme hissiyle birlikte dudaklarınızdan dökülen o cümle, birçoğumuza tanıdık gelir: “Beni herkesin içinde utandırdın.” Bu, bir yardım çığlığıdır aslında. Yorgunluğun, çaresizliğin ve toplumsal baskının bir yansımasıdır. Ancak bu insani tepkinin, çocuğumuzun minicik dünyasında ne kadar büyük bir gedik açtığını çoğu zaman fark etmeyiz. Bu cümle, bir eleştiri olmanın çok ötesinde, ebeveyn ile çocuk arasındaki en değerli bağlardan biri olan güven köprüsüne indirilmiş ağır bir darbedir. Çünkü o an çocuğun duyduğu şey, "Yaptığın davranış yanlıştı" değil, "Sen bir hayal kırıklığısın"dır.

"Sen" dili olarak adlandırdığımız bu iletişim biçimi, doğası gereği suçlayıcıdır. Odağında karşı tarafın eylemi ve o eylemin bizde yarattığı olumsuz duygu vardır. "Beni kızdırıyorsun," "Hiç söz dinlemiyorsun," "Yine her yeri dağıtmışsın." Bu cümlelerin hepsi, görünmez bir parmağın çocuğa doğru uzatılmasıdır. Bu parmak, çocuğun omuzlarına utanç, suçluluk ve yetersizlik yükleri bırakır. Kendini anlaşılamamış, yalnız ve sevilmeye layık değilmiş gibi hisseder. En kötüsü de, en güvendiği liman olan ailesi tarafından yargılandığını düşünür. Çocuk, bu yargılayıcı dille karşılaştığında savunmaya geçer, içine kapanır veya öfkeyle karşılık verir. Çünkü kimse, özellikle de bir çocuk, sürekli olarak yanlış olduğunu duymak istemez. İletişim bir köprü olması gerekirken, "sen" diliyle örülmüş bir duvara, hatta bir savaş alanına dönüşür.

Peki, alternatif nedir? Çocuğun her davranışını onaylamak mı? Elbette hayır. Alternatif, dilimizi ve bakış açımızı değiştirmektir. Parmağımızı çocuğa doğrultmak yerine, elimizi kendi kalbimize götürmekle başlar her şey. "Ben" dili, kendi duygularımızın ve ihtiyaçlarımızın sorumluluğunu almaktır. "Sen beni kızdırıyorsun" yerine, "Bu şekilde davrandığında ben üzülüyorum, çünkü sakin bir ortamda oturmaya ihtiyacım var" demek, durumu kişiselleştirmekten çıkarıp davranışın somut etkilerine odaklar. Bu, çocuğa bir saldırı değil, bir bilgidir. Ona, davranışlarının başkaları üzerinde bir etkisi olduğunu öğretir, ancak bunu yaparken onun kişiliğine saldırmaz. Bu yaklaşım, çocuğa empati kurma ve sorumluluk alma becerisi kazandırmanın en sağlıklı yoludur.

Ancak "ben" dilinin bile ötesinde, daha derin ve iyileştirici bir duruş vardır: "Seninleyim" duruşu. Bu, özellikle kriz anlarında sihirli bir etkiye sahiptir. Çocuğunuz ağlıyor, bağırıyor ve belki de kendini yerden yere atıyor. O an onun ihtiyacı olan şey bir nasihat veya suçlama değil, bir limandır. Yanına çöküp, göz hizasına gelip, sakince "Şu an çok zor bir an yaşıyorsun, görüyorum. Ben buradayım, seninleyim" demek, ona kelimelerin anlatabileceğinden çok daha fazlasını söyler. "Duyguların ne kadar büyük ve korkutucu olursa olsun, ben onlardan korkmuyorum. Seni bu duygularınla birlikte, koşulsuzca kabul ediyorum ve bu fırtınayı birlikte atlatacağız" demektir. Bu, çocuğun kendini en savunmasız hissettiği anda bile güvende olduğunu bilmesini sağlar. Utanç duygusunu ortadan kaldırır ve yerine anlaşılmış olma hissini koyar.

Bu dilsel dönüşümü günlük hayata entegre etmek pratik gerektirir. "Beni utandırdın" yerine "Kalabalık içinde böyle bağırman beni endişelendirdi, gel şurada biraz sakinleşelim. Ben yanındayım" demek bir başlangıçtır. "Odan ne kadar dağınık!" yerine "Odan bu haldeyken aradıklarımızı bulmakta zorlanıyorum, birlikte toplamak için bir plana ne dersin?" demek, iş birliği kapısını aralar. Bu sadece kelimeleri değiştirmek değil, bir zihniyet devrimidir. Çocuğumuzu bir problem olarak görmekten vazgeçip, zor bir an yaşayan ve bizim rehberliğimize ihtiyaç duyan bir birey olarak görmektir. Unutmayın ki, kullandığımız her cümle, çocuğumuzun iç dünyasına ektiğimiz bir tohumdur. Suçlayıcı tohumlar dikenli duvarlar örerken, anlayış ve şefkat tohumları ömür boyu yürüyecekleri sağlam köprüler inşa eder. Düşüncelerinizi mail adresimizden cguhasiptekin@gmail.com aracılığıyla bizimle paylaşabilirsiniz.

KVKK Uyarısı: Gönderilen mailler KVKK’ya uygun şekilde paylaşılmayacak, paylaşılmasını istediğiniz durumlarda lütfen ayrıca belirtiniz.

Eğitimcilere Not: Bu yaklaşım, sınıfta da harikalar yaratır. "Sürekli konuşarak dersi bölüyorsun" yerine, "Anlatacak önemli şeylerin olduğunu görüyorum ama senin konuşman diğer arkadaşlarının dikkatini dağıtıyor, parmak kaldırmanı bekleyebilir miyim?" demek, öğrenciyi utandırmadan sınıf düzenini sağlamaya yardımcı olur.