Çocukların aile algısı; erken çocukluk evresinde benlik saygısının, güven duygusunun ve sosyal ilişkilerin temel taşını oluşturan en belirleyici psikolojik dinamiklerden biridir. Okul öncesi dönemde (60-72 ay), çocuğun zihnindeki "aile" şeması, gelecekte kuracağı tüm insan ilişkilerinin ve kişilik yapısının temelini atar. Bu dönemde çocuğun iç dünyasını çözümlemek, ebeveyn tutumlarının yansımalarını görmek ve olası duygusal çatışmaları erkenden tespit edebilmek adına projektif çizimler eşsiz bir pencere sunar. Ümmühan Akpınar’ın 2015 yılında tamamladığı yüksek lisans tezi, çocuk çizimlerini ve aile görüşmelerini harmanlayan nitel bir desenle 60-72 aylık çocukların aile algılarını derinlemesine incelemektedir.
Araştırma, Trabzon il merkezindeki üç bağımsız anaokuluna devam eden 40 çocukla yürütülmüştür. Veri toplama sürecinde çocuklara standart yönergelerle "aile konulu resim çalışması" yaptırılmış; ardından hem çocuklarla çizimleri üzerine bireysel derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş hem de ebeveynlerle yarı yapılandırılmış mülakatlar yapılmıştır. Çizim analizleri ile sözel anlatıların birlikte değerlendirilmesi, çocukların bilinçdışı duygu, kaygı ve bağlılıklarını yansıtan görsel verilerin objektif biçimde doğrulanmasını sağlamıştır.
Çalışmanın bulguları, çocukların aile algısının cinsiyet, kardeş sırası, ebeveyn eğitim düzeyi ve aile yapısı gibi kritik değişkenlerle doğrudan şekillendiğini göstermektedir:
Cinsiyet ve Bağlanma Figürü: Kız çocuklarının aile algısının erkek çocuklarına kıyasla genel olarak daha olumlu olduğu saptanmıştır. Çizimlerde kız çocukları kendilerine en yakın figür olarak sıklıkla anneyi konumlandırırken, erkek çocuklarının kompozisyonda babayı kendilerine en yakın mesafede çizdikleri görülmüştür.
Kardeş Varlığı ve Rekabet: Tek çocukların aile algılarının kardeşi olan akranlarına göre daha olumlu seyrettiği belirlenmiştir. Kardeşi olan çocukların çizimlerinde en çok çatışma yaşadıkları, mesafe koydukları veya kompozisyonun dışına ittikleri figürün kardeşleri olduğu saptanmış; bu durum kardeş kıskançlığı ve paylaşılamayan ebeveyn ilgisinin çizgilere yansıması olarak yorumlanmıştır.
Ebeveyn Eğitim Düzeyi: Anne ve babanın eğitim düzeyi yükseldikçe çocukların çizimlerindeki aile algısının daha kapsayıcı ve olumlu hale geldiği tespit edilmiştir. Ortaöğretim ve yükseköğretim mezunu ebeveynlerin çocukları, ilköğretim düzeyine kıyasla daha dengeli aile sahneleri üretmiştir; bu durum eğitimli ebeveynlerin daha demokratik, duyarlı ve destekleyici tutumlar sergilemesiyle örtüşmektedir.
Aile Bütünlüğü: Tam aile ortamında büyüyen çocukların aile algısının, boşanmış/parçalanmış ailelerdeki çocuklara göre belirgin biçimde daha pozitif olduğu görülmüştür. Parçalanmış ailelerde yetişen çocuklar, resimlerinde aile üyelerinden birini eksik bırakabilmekte, figürler arasına belirgin fiziksel sınırlar çizebilmekte veya aileyi tanımlamakta zorlanabilmektedir.
Okul Öncesi Deneyimi: Kurumdaki ilk yılını geçiren çocukların aile algısının, ikinci ve üzeri yılını tamamlayanlara göre bir miktar daha olumlu değerlendirilmesi ise okula uyum ve aileye duyulan özlem dinamiklerinin çizimlerdeki duygusal tonu farklılaştırabileceğine işaret etmektedir.
Ümmühan Akpınar’ın araştırması; bir çocuğun eline kâğıt ve boya kalemi verildiğinde ortaya çıkan kompozisyonun sadece estetik bir etkinlik değil, ruhsal dünyasının, aile içi rollerinin ve bastırılmış duygularının doğrudan bir haritası olduğunu kanıtlamaktadır. Sağlıklı bireyler yetiştirebilmek adına aile içi iletişimin güçlendirilmesi, çocukların duygusal gereksinimlerinin hassasiyetle karşılanması ve sanat yoluyla ifade biçimlerinin desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.
Bu değerli çalışması için Ümmühan Akpınar’a teşekkür ederiz. Tezin tamamına www.tez.yok.gov.tr adresi üzerinden 421608 referans koduyla erişebilirsiniz.