Çocuklarla Yapılmış Olan Araştırmaların Etik Açısından İncelenmesi: İçerik Analizi

Çocukları ve onların gelişimsel süreçlerini anlama çabası, çok uzun yıllardır bilimin çeşitli dallarında çocukların araştırmalara dâhil edilmesini beraberinde getirmektedir. Ancak çocukluk algısında yaşanan tarihsel ve bilimsel değişimler, çocukları araştırmaların yalnızca veri alınacak birer nesnesi olarak gören geleneksel bakış açısından hızla uzaklaşılması gerektiğini açıkça vurgulamaktadır. Yeni ve çağdaş yaklaşımlar, çocukların da araştırmanın birer öznesi, sosyal aktörleri ve aktif katılımcısı olduğunu kabul etmektedir. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme başta olmak üzere uluslararası etik kodlar, çocukların onuruna, haklarına ve iyi olma hallerine saygı gösterilmesini zorunlu kılmaktadır. Özellikle ERIC ve EECERA gibi uluslararası kılavuzlar araştırmacılara temel prensipler konusunda rehberlik ederken; Çocuk Gelişimi Uzmanı Hasip Tekin ve Dr. Öğr. Üyesi Pelin Pekince tarafından kaleme alınan ve Türk Eğitim Bilimleri Dergisi'nin 2026 yılı 24. cilt 1. sayısında yayımlanan bu makale, akademik alandaki etik uygulamaları derinlemesine mercek altına almaktadır.

Mevcut araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılarak yürütülmüş ve YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanında 2014 ile 2024 yılları arasında yayımlanan lisansüstü tezler içerik analizi yöntemiyle titizlikle incelenmiştir. Yapılan taramalar sonucunda "çocuk gelişimi" anahtar kelimesiyle ulaşılan 829 lisansüstü tezden, 0-18 yaş aralığındaki çocukların doğrudan katılımcı olarak yer aldığı 393 tez derinlemesine değerlendirmeye alınmıştır. İncelenen bu akademik çalışmalar; ebeveynlerden ve çocuklardan bilgiye dayalı onam alınıp alınmadığı, potansiyel risklerin ve zararların öngörülüp öngörülmediği, özel yaşamın korunması ve kurumsal etik kurul izinlerinin durumu gibi evrensel kategoriler ışığında detaylı bir biçimde analiz edilmiştir. Verilerin güvenirliğini artırmak amacıyla araştırmacı üçgenlemesi yapılmış ve farklı alan uzmanlarının görüşleri doğrultusunda oldukça objektif incelemeler gerçekleştirilmiştir.

Araştırmadan elde edilen bulgular, akademik alanda çocukların katılım haklarına ve onam süreçlerine dair ciddi bir öz eleştiriye ihtiyaç duyulduğunu açıkça göstermektedir. Temel bir etik kural olmasına rağmen, incelenen tezlerin yalnızca yüzde 2,29'unda yüksek yarar ve sıfır zarar ilkesine ilişkin açık bir beyanda bulunulduğu tespit edilmiştir. Araştırmalara katılım kararı söz konusu olduğunda ise ebeveynlerden alınan bilgiye dayalı aile onamı yüzde 59,54 oranında gerçekleşirken, çalışmanın gerçek aktörleri olan çocuklardan alınan bilgilendirilmiş çocuk onamının sadece yüzde 15,78 düzeyinde kalması oldukça dikkat çekicidir. Bu çarpıcı istatistik, çocukların kendileri hakkındaki araştırmalarda dahi yeterli düzeyde görüş beyan etme yetkinliğinde görülmediğini ve ağırlıklı olarak sadece bir veri kaynağı olarak konumlandırıldıklarını işaret etmektedir. Öte yandan tezlerin yüzde 90,08'inde özel yaşam gizliliği ilkesine uyulması sevindirici olsa da, gizlilik ilkesine uyulmayan yüzde 9,92'lik kesimde çocukların kimlik bilgilerinin veya fotoğraflarının anonimleştirilmeden açıkça paylaşıldığı belirlenmiştir. Ayrıca, tezin bütününde açık bir etik ilkelere uygunluk bildirimi sunan çalışmaların oranının yüzde 68,19 seviyesinde olduğu saptanmıştır.

Sonuç itibarıyla bu detaylı içerik analizi, çocuklarla yürütülen akademik çalışmalarda etik bilincin hala güçlendirilmesi ve kurumsal düzeyde yapılandırılması gerektiğini somut verilerle kanıtlamaktadır. Çocukların yaş gruplarına göre inisiyatif kullanabilen, rıza gösterebilen veya bir duruma muhalefet edebilen hak sahibi özneler oldukları hiçbir zaman unutulmamalıdır. Çalışmanın araştırmacılara ve kurumlara sunduğu öneriler doğrultusunda; üniversitelerin lisansüstü eğitim programlarında çocuk araştırmaları etiğine dair zorunlu derslerin verilmesi büyük bir gereklilik taşımaktadır. Ayrıca araştırmacıların, çocuklardan katılım onayı alırken yaşlarına uygun, şeffaf, oyun temelli buz kırıcı etkinlikler kullanması ve etik kurullarda çocuk odaklı uzman akademisyenlerin zorunlu olarak bulundurulması şiddetle önerilmektedir. Alana ciddi bir yüzleşme imkânı sunan, yöntem ve etik farkındalığa büyük bir katkı sağlayan bu değerli çalışma için araştırmacılar Çocuk Gelişimi Uzmanı Hasip Tekin ve Dr. Öğr. Üyesi Pelin Pekince’ye teşekkür ederiz. Makalenin tamamına www.doi.org/10.37217/tebd.1763911 üzerinden erişebilirsiniz.