Ebeveynlik, içgüdüsel olarak çocuklarımızı koruma, onların sorunlarını çözme ve yollarını aydınlatma arzusuyla doludur. Çocuğumuz üzgün bir şekilde okuldan geldiğinde, bir arkadaşıyla tartıştığını anlattığında ya da bir ödevde zorlandığında içimizdeki o "süper kahraman" pelerini hemen sırtımıza geçiririz. "Şöyle yapsaydın," "Bence öğretmenine anlatmalısın," "Üzülme, ben hemen hallederim." Bu cümleler, sevgimizin ve koruma içgüdümüzün en somut yansımalarıdır. Ancak iyi niyetle atılan bu adımlar, farkında olmadan çocuğumuzla aramızdaki en değerli köprüyü, yani empati köprüsünü zayıflatabilir. Çünkü empatinin ilk ve en temel adımı, çözüm bulmaya çalışmak değil, sadece ve sadece dinlemektir.
Bir an için kendimizi çocuğumuzun yerine koyalım. Yoğun bir duygu (hayal kırıklığı, öfke, üzüntü) yaşıyoruz ve tek ihtiyacımız olan şey, bu duyguyu birine anlatıp anlaşılmak. Karşımızdaki kişi ise bizim duygumuzu daha tam olarak dinlemeden hemen çözümler sunmaya başlıyor. Bu durumda ne hissederiz? Muhtemelen duygumuzun önemsiz, bizim ise yetersiz olduğumuzu düşünürüz. "Demek ki bu duyguyu hissetmemem gerekiyor," ya da "Kendi başıma çözemeyecek kadar beceriksizim," gibi iç sesler duymaya başlarız. İşte çocuğumuza hemen çözüm sunduğumuzda, ona istemeden verdiğimiz mesaj tam olarak budur. Onun duygusunu onurlandırmak yerine, o duygudan bir an önce kurtulması gereken bir "problem" olarak görürüz. Bu, onu anlamak yerine, onu "düzeltmeye" çalışmaktır.
Gerçek dinleme ise bir sanattır. Aktif ve yargısız bir şekilde, sadece karşımızdakinin anlattıklarına değil, kelimelerin arkasındaki duygulara odaklanmaktır. Çocuğunuz size bir sorununu açtığında, telefonunuzu bırakın, göz teması kurun ve tüm bedeninizi ona yöneltin. Onun anlattığı hikâyenin kahramanı olmasına izin verin. Cümlesini bitirmesini bekleyin. Hemen ardından bir tavsiye vermek yerine, "Bu senin için çok zorlayıcı olmuş olmalı," "Arkadaşının böyle söylemesi seni gerçekten üzmüş," gibi onun duygusunu yansıtan, ayna olan cümleler kurun. Bu sihirli cümleler, çocuğunuza şu mesajı verir: "Duygunu görüyorum, duygun geçerli ve sen bu duyguyla yalnız değilsin." İşte bu mesaj, ona verebileceğiniz en pahalı çözümden bile daha değerlidir. Çünkü bu, ona duygularını yönetme ve kendi çözümlerini bulma gücünü verir. Duygusu anlaşılan ve kabul edilen bir çocuk, sakinleşir ve mantıklı düşünme becerisini yeniden kazanır.
Unutmayın, ebeveyn olarak görevimiz her zaman onların sorunlarını çözmek değildir. Asıl görevimiz, onlar kendi sorunlarını çözerken onlara güvenli bir liman olmaktır. Bu liman, öğütlerin ve çözümlerin değil, anlayışın ve kabulün dalgalarıyla beslenir. Bir dahaki sefere çocuğunuz size bir sorunla geldiğinde, kendinize sorun: "Şu an onun bir çözüme mi, yoksa sadece anlaşılmaya mı ihtiyacı var?" Cevap, çoğu zaman ikincisidir. İletişim köprülerinizi sağlamlaştırmak istiyorsanız, önce harcı değil, sessizliği ve dinlemeyi kullanın. Düşüncelerinizi mail adresimizden cguhasiptekin@gmail.com aracılığıyla bizimle paylaşabilirsiniz.
Gönderilen mailler KVKK’ya uygun şekilde paylaşılmayacak, paylaşılmasını istediğiniz durumlarda lütfen ayrıca belirtiniz.
Ebeveynlere Özel Not: Çözüm odaklı olmak kötü bir şey değildir, ancak zamanlaması her şeydir. Önce duygusal bağlantıyı kurun, çocuk anlaşıldığını hissettiğinde zaten çözüm için size danışacaktır. İşte o zaman tavsiyeleriniz bir emir değil, bir hediye olur.