Gurur, insan ruhunun en karmaşık ve en güçlü duygularından biridir. O, küçük bir çocuğun kendi başına bağladığı ayakkabı bağcıklarında, bir bilim insanının yıllar süren araştırmasının sonucunda ve zor durumdaki bir dosta uzatılan bir elde aynı anda var olabilir. Ancak bu güçlü duygu, genellikle tehlikeli bir komşusu olan "kibir" ile karıştırılır. Oysa aralarında dağlar kadar fark vardır: Gurur emeği, değeri ve insani bağları onurlandırırken; kibir, başkalarını ezerek kendini yüceltmeye çalışır. Bu yazıda, gururun üç temel rengini keşfedecek ve bu renkleri kibirin karanlığına bulaştırmadan nasıl yaşayacağımızı anlamaya çalışacağız.
Kendi çabanızla başardığınız her şey emeğin gururuna boyanmıştır. Aylarca hazırlandığınız bir sınavdan geçmek, zorlu bir projeyi tamamlamak, yeni bir dil öğrenmek ya da sadece kötü bir alışkanlığı yenmek... Bunların hepsi, kendi sınırlarınızı aştığınız, azminizle bir yokuşu tırmandığınız anlardır. Bu gurur dışarıdan gelen bir onaya ihtiyaç duymaz; madalyası o yolda nasır tutan elleriniz, yorulan bedeniniz ve hedefe ulaştığınızda aldığınız o derin nefestir. Bu, "Ben yaptım" demenin en sağlıklı, en yapıcı halidir. Emeğin gururunun kibre dönüşmemesi için anahtar, başarıyı başkalarını yenmek olarak değil, dünkü kendini aşmak olarak görmektir.
İnsan, etkileşimleriyle var olan bir canlıdır. Gururumuzun en sıcak renklerinden biri de kurduğumuz bağlardan, başka bir hayata dokunabilmenin getirdiği o anlamlı tatminden doğar. Bu, birinin size güvenle bir sırrını açtığında, öğrettiğiniz bir şeyle bir başkasının yolunu aydınlattığınızda veya zor bir günde sadece varlığınızla bir arkadaşınıza güç verdiğinizde hissettiğiniz duygudur. Bu gurur, "ben" olmanın ötesinde bir başkası için "değerli" olmanın gururudur. Bir ekibin parçası olarak ortak bir hedefe yürümenin, birisine rehberlik etmenin getirdiği o yapıcı, birleştirici histir. Gerçek bağ kurma gururu, başka birini yüceltirken aslında kendi insanlığımızı onurlandırdığımızı bilmektir.
Vicdanın gururu, bu duygunun en sessiz ama belki de en derin rengidir. Hiçbir karşılık beklemeden, kimse görmediğinde, sadece "Doğru olan bu" dediğiniz anlarda ortaya çıkar. Düşen birini kaldırmak, bir sırrı saklamak, adil olmak için kendi çıkarından vazgeçmek... Bu eylemler size ne madalya kazandırır ne de alkış getirir. Ödülü, eylemin tam da içindedir: Vicdanınızın rahatlığı ve kendinize olan saygınızın artması. Bu gurur karakterinizin imzasıdır; başkalarının ne dediği veya ne gördüğüyle zerre ilgilenmez. Dünyanın tüm gürültüsünden uzakta, kalbinizde hissettiğiniz o sakin mutluluktur. Düşüncelerinizi mail adresimizden poffypuf@gmail.com aracılığıyla bizimle paylaşabilirsiniz.
Sonuç olarak gurur, hem kişisel çabanın hem kurduğumuz anlamlı bağların hem de ahlaki duruşun bir yansımasıdır. Onu zehirli bir kibre dönüştürmenin yolu, başkalarını ölçmek için bir cetvel gibi kullanmaktır. Oysa gerçek gurur, başkalarını ezmek için bir taht değil; kendi yolculuğumuzu ve değerlerimizi onurlandırmak için kullandığımız bir pusuladır. İyi bir pusula, sadece bizim nerede durduğumuzu göstermez; herkese kendi yolunda saygıyla yürüme hakkı olduğunu da hatırlatır.
Gönderilen mailler KVKK’ya uygun şekilde paylaşılmayacak, paylaşılmasını istediğiniz durumlarda lütfen ayrıca belirtiniz.