Ebeveynlik, içgüdüsel olarak bir koruma sanatıdır. Çocuklarımızı dünyanın tüm sivri köşelerinden, tüm hayal kırıklıklarından ve acılarından korumak için kendimizi bir kalkan yaparız. Bu, sevginin en saf, en içten hallerinden biridir. Ancak her madalyonun iki yüzü olduğu gibi, bu korumacı sevginin de görünmeyen bir yüzü vardır. Peki, bu sevgi kalkanı ne zaman çocuğumuzun kendi kanatlarını açmasını engelleyen bir kafese dönüşür? Çocuğumuzu gerçekten kırılmadan, ezmeden ve en önemlisi onu "görerek" mi seviyoruz?
Sevginin en yaygın tanımı, fedakârlık ve korumadır. Ancak bu tanım eksiktir. Derin sevgi, korumanın ötesinde bir anlayış ve saygı eylemidir. Çocuğun sadece bizim bir uzantımız, hayallerimizin bir yansıması olmadığını; kendi hayalleri, korkuları, tutkuları ve tamamen kendine ait bir iç dünyası olan ayrı bir birey olduğunu kabul etmektir. Onları sevmek, kendi belirlediğimiz güvenli yolda yürümeye zorlamak değil, onların kendi patikalarını keşfederken düşerlerse kalkmalarına yardım edecek bir el olmaktır. Onları ezmek, "Ben senin için en iyisini bilirim" diyerek onların fikirlerini, duygularını ve seçimlerini değersizleştirmektir. Oysa onları görmek, "Senin ne hissettiğini, ne düşündüğünü merak ediyorum" diyebilmektir.
Bu "görme" eylemi, ebeveynlik yolculuğundaki en zorlu ama en ödüllendirici adımlardan biridir. Çocuğunuzun sizin sevmediğiniz bir renge tutkuyla bağlı olmasını, sizin yeteneksiz olduğunuz bir alanda parlamasını ya da sizin değerlerinizle tam örtüşmeyen bir hayal kurmasını kabul etmeyi gerektirir. Bu, kendi egomuzu, kendi beklentilerimizi bir kenara bırakıp, karşımızdaki o eşsiz varlığın potansiyeline hayranlıkla şahit olmaktır. Çocuğunuz size gelip en sevdiği oyuncağın neden bir taş parçası olduğunu anlattığında, onu mantıkla değil, onun gözlerindeki heyecanla dinlediğinizde onu "görmüş" olursunuz. Bu yolculukta karşılaştığınız zorlukları veya aydınlanma anlarınızı duymayı çok isteriz. Düşüncelerinizi mail adresimizden cguhasiptekin@gmail.com aracılığıyla bizimle paylaşabilirsiniz.
Unutmayalım ki, aşırı korumacı bir sevgiyle büyüyen çocuklar, hayatın kaçınılmaz zorlukları karşısında savunmasız kalabilirler. Kendi kararlarını alamayan, risk almaktan korkan, kendi iç sesini duyamayan yetişkinlere dönüşebilirler. Gerçek güç, onlara camdan bir fanus inşa etmekte değil, onlara kendi kanatlarının ne kadar güçlü olduğunu öğretmektir. Sevginiz, onların etrafında bir duvar değil, ihtiyaç duyduklarında sığınabilecekleri, güç alıp tekrar uçabilecekleri güvenli bir liman olmalıdır. En büyük hediye, onlara "Seni her halinle, tüm potansiyelinle ve seçtiğin yolla seviyorum" mesajını verebilmektir.
KVKK Uyarısı: Gönderilen mailler KVKK’ya uygun şekilde paylaşılmayacak, paylaşılmasını istediğiniz durumlarda lütfen ayrıca belirtiniz.
Ebeveynlere Not: Çocuğunuzun bireyselliğine her saygı duyduğunuzda, aslında ona dünyanın en değerli mirasını bırakırsınız: özgüven ve özsaygı.