Toplumun bize dayattığı başarı listesinde tik attığımız her madde için bir anlık bir haz duyarız: iyi bir okul, parlak bir kariyer, takdir dolu bakışlar... Peki, bu listenin dışında kalan o devasa boşlukta ne var? Orada, kimsenin görmediği, madalya takmadığı ama ruhumuzu ilmek ilmek işleyen anlar var. Asıl soru şu: Başkalarının alkışına o kadar alıştık ki, kendi iç sesimizin fısıldadığı "Aferin!" cümlesini duymazdan mı geliyoruz? Gurur duymak için ille de Everest'e tırmanmak mı gerekir? Gelin, bu kavramı yeniden keşfedelim.
Gurur, kibirle karıştırılan, genellikle yüksek sesle söylendiğinde ayıplanan o gizemli duygu. Bize sürekli mütevazı olmamız öğretildi. Başarılarımızı küçümsemek, "Yok canım ne olacak, herkes yapar," gibi cümlelerle geçiştirmek bir erdem sayıldı. Ama sağlıklı gurur, narsistik bir böbürlenme değildir. Sağlıklı gurur; zor bir günün ardından yatağa girdiğinde "Bugün elimden geleni yaptım," diyebilmenin huzurudur. Verdiğin bir sözü, sana hiçbir çıkarı olmamasına rağmen tutmaktır. Kırılmaktan korktuğun halde kalbini birine açabilme cesaretidir. İşte bunlar, kimsenin CV'ne yazmayacağı ama karakterini inşa eden en sağlam tuğlalardır.
Peki, neden bu küçük zaferleri es geçiyoruz? Çünkü beyinlerimiz, büyük ve somut hedeflere odaklanmaya programlanmıştır. Bir proje bitirmek, bir sınavı geçmek gibi net sonuçları olan eylemleri "başarı" olarak kodlarız. Oysa bir arkadaşını yargılamadan dinlemek, trafikte sinirlerine hakim olmak veya ertelediğin o sıkıcı telefon görüşmesini yapmak da birer başarıdır. Bunlar, irade ve karakter gerektirir. Kendine bir "gurur günlüğü" tutmayı dene. Her günün sonunda, o gün kendinle gurur duymanı sağlayan üç küçük şeyi yaz. Başta zorlanabilirsin, çünkü bu kası hiç çalıştırmadın. Ama zamanla, o günlüğü doldurmanın en büyük motivasyon kaynağın olduğunu göreceksin.
Kendini tanıma yolculuğu, sadece zayıf yönlerini törpülemek değildir; aynı zamanda güçlü yönlerini ve parlayan anlarını fark edip onurlandırmaktır. Birine yardım eli uzattığında, bir hatanı kabul edip özür dilediğinde, konfor alanının dışına minicik bir adım attığında dur ve o anı hisset. O anın sıcaklığının içine yayılmasına izin ver. Bu, sana başkalarının veremeyeceği bir güç ve öz saygı kazandırır. Unutma, en büyük başarı, dışarıda kazandığın zaferler değil, içinde büyüttüğün o sakin ve kendinden emin karakterdir. Düşüncelerinizi mail adresimizden poffypuf@gmail.com aracılığıyla bizimle paylaşabilirsiniz.
Sonuç olarak, gurur duyulacak anlar için büyük olayları beklemek, yaşamak için piyangonun çıkmasını beklemek gibidir. Hayat, o küçük anların toplamıdır ve mutluluk da o küçük gururların birikimidir. Bugün, sadece var olduğun ve denemeye devam ettiğin için kendinle gurur duy. Çünkü en zorlu alkış, insanın kendi ellerinden gelendir.
Not: Gönderilen mailler KVKK’ya uygun şekilde paylaşılmayacak, paylaşılmasını istediğiniz durumlarda lütfen ayrıca belirtiniz.
Ebeveynler ve Öğretmenler İçin Not: Çocuklarınıza sadece sonuçları (notları, dereceleri) için değil, çabaları, dürüstlükleri ve gösterdikleri nezaket gibi süreç odaklı davranışları için de gurur duyduğunuzu belirtin. Bu, onların öz değerlerini dışsal başarılara bağlamalarını engeller.